jump to navigation

Yenilikçilik, Girişimcilik Mayıs 18, 2007

Posted by Aybars in Aktarma yeteneği, Girişimcilik, Yenilikçilik.
add a comment
Subegüm Bulut
İş Geliştirme Çevrimi olmadan Innovasyon

Innovasyon sadece büyük firmalar için mi? KOBİ’ler nasıl yapmalı?

Innovasyon, Türkçe’siyle Yenilikçilik*, iş dünyasında yeni keşfedilmiş görüntüsünde. Her yeni moda ile birlikte kafası biraz daha karışan KOBİ sahipleri için, Yenilikçilik konusu da daha çok büyük şirketlere özgü gibi görünen, çeşitli yanlış anlamalarla dolu bir alan. Oysa ki dünya ticaretine damgasını vurmuş şirketlerin sahipleri/yöneticileri bunu ezelden beri biliyor ve uyguluyorlar. Bu aslında bir uygulama olmaktan öte, gerçek bir girişimcinin vazgeçilmez becerisidir. Üstelik en küçük firmada dahi uygulanabilecek kadar basitleştirilebilir.

Bu yazıda bir KOBİ sahibi, bu beceriyi nasıl kazanır, işletmesine nasıl entegre edebilir, bundan bahsedeceğim. Yazıyı okumanız bittiğinde hemen harekete geçebileceksiniz. Yalnız önce biraz altyapıyı hazırlayalım. Yenilikçilik neden gerekli, hatta elzem?

Ben küçükken eniştemin kuru temizleme dükkanı vardı. O zamanlar kendi işini yapana esnaf denirdi. İstisnasız tüm esnaflar zengin olarak görülürdü. Ben de buna inanıyordum çünkü benim babam özel sektörde memurdu, teyzemlerin evinde ise kaşar peyniri, şokella ve muzu daha sık görüyordum! Robert Kiyosaki’nin kulakları çınlasın!** Esnaf ile memur arasında bariz bir sınıf farkı vardı. Türkiye’nin 70’li yıllarından söz ediyorum. Kapalı ekonomi döneminden. Esnaf olmak kolay değildi, ama birçok eksiğin olduğu bir ülkede bir kere oldunuz mu çoğunlukla köşeyi dönerdiniz. Rekabet azdı, günümüzdeki gibi şirketleşme çok çok azdı. Sonra 80’ler geldi, liberal ekonomiye geçiş oldu. Türkiye dünyaya açılmaya, Türkler de girişimcilikle gerçek anlamda tanışmaya başladı.

Üzerinden 25 yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen şirketleşme kültürü hala yerine oturmadı. Ama haksızlık etmeyelim, batıdaki 200 yılık geçmişleri düşünürsek daha başındayız. Çünkü bizim böyle bir kültür birikimimiz yok, ticari kaslarımız gelişmemiş. Daha yeni öğreniyoruz. Ancak hızla değişen dünyaya ayak uydurmak istiyorsak, çabuk öğrenmeliyiz. Girişimcilik kaslarımızı daha hızla geliştirmeliyiz. Neyse ki mayamızda var. İlgi alanımıza giren bir değişime, yeniliğe örneğin cep telefonuna dünyadaki birçok ülkeden daha çabuk adapte olan bizlerin bunu da başaracağına gönülden inanıyorum. Sadece gözlerimizi doğru yöne çevirmemiz yeterli.

Peki girişimcilik kaslarımızı geliştirmek için ne gerekiyor? Elbette Yenilikçilik egzersizleri. Yenilikçilik, bizi düşünmeye, sorgulamaya, daha yaratıcı olmaya teşvik eder ancak İş Geliştirme Çevrimi’ne dönüştürülmedikçe işe yaramaz. Diğer deyişle yaptığınız Yenilik, Ölçme ve Sistemleştirme ile desteklenmez ise tek başına sadece fanteziden ibaret kalacaktır. Nihai amacı unutmayalım. Çünkü siz aslında yenilik yapmak değil, başarılı işleyen rekabette güçlü bir işletme istiyorsunuz. İşte bu sebeple biz, E-Myth’le iş sahiplerine en öncelikli olarak iş geliştirme çevrimini öğretiriz.

Yenilikçilik ya da Yenilik, çoğu insanın zannettiğinden farklı birşeydir. Sizin işinizde sadece sattığınız şeyle ilgili yenilik değildir. Yeni bir kalıp veya bir bilgisayar yazılımı tasarlamak değildir. Burada bahsettiğimiz yenilik, iş yapma şeklinizle ilgili yeniliktir, yani sistemlerin sıfırdan oluşturulması ya da varolan sistemlerin geliştirilmesi.

Müşterilerinizle ilişkileri düzenleyen prosesi, telefona cevap verme şeklinizi, hizmetinizi yerine getirme şeklinizi, işletmenizin görünüş, davranış ve hissettirme tarzını yenilemek. Yenilik, işletmenizin müşterilerinizin zihninde dünyadaki tüm diğer işletmelerden farklılaşma şeklidir. Yenilik, IBM’in arızalara aynı gün içinde müdahale edebilmesidir (IBM makinası olanlara sorun). Gebze fabrikasındaki perfomans artışı sayesinde Honda’nın 6 yıl garanti verebilmesidir. Becel Margarin’in kalp dostu özelliğini ön plana çıkarmasıdır. Starbucks’ın artan kahve telvelerini çiçeklere gübre olarak kullanmaları için müşterilerine dağıtmasıdır. Ya da daha basitçe, gelir tablonuzu daha kolay anlaşılır yeni bir forma oturmak ve ayda bir düzenli çıkmasını sağlayabilmektir.

Makalenin başlığında, Yenilik yani Innovasyon’u, İş Geliştirme Çevrimi’yle tamamlamadığımız zaman eksik kalacaktır dedik. Gelecek ay sacayağın diğer iki elemanı olan Ölçme ve Sistemleştirme’den bahsedeceğim. Ancak siz bu yazıda anlatılan anlamdaki yenilik alıştırmalarına şimdiden başlayabilirsiniz. Önünüzde bir engel yok değil mi?

Sorularınız/yorumlarınız için her zaman olduğu gibi e-posta adresim: subegum@ozgurkasifler.com

* (doğru bir çeviri olup olmadığını sorgulamayın lütfen, anadilimizden olmayan herşeyi, anlamak için bir şekilde çevirmek zorundayız, öyle değil mi?).

** Robert Kiyosaki, Zengin Baba Yoksul Baba kitabının yazarı.

Türk Dünyası’na Açık Mektup! Mayıs 18, 2007

Posted by Aybars in Adalet, Ahlâk, Aile, Akrabalık, Aktarma yeteneği, Alperenler, Bağlantılar, Başlangıç, Bekarlara yardım, Birlikte çalışma, Canlılara hizmet, Dayanıklılık, Devlet, Din, Diğergamlık, Dürüstlük, Edep, Emanete sahip, Girişimcilik, Gurbet-gezme, Göçebelik, Güvenilir, Hastalara yardım, Hoşgörü, Kategorilenmemiş, Kimlik, Kimsesizlere yardım, Komşuluk, Konukseverlik, Sakinlik, Saygı-sevgi, Sevgi, Sorumluluk, Spor, Tasavvufi derinlik, Türklerin Bakışı, Uygar, Yardımlaşma, Yenilikçilik, Yönetimde hoşgörü, Zaman, İnsanlık, İnsanlığa hizmet, İstanbul efendisi.
add a comment

Aziz Türk Milleti

Dünyanın en asil ve uygar milleti iken beceriksiz yöneticiler elinde dünyanın en zayıf ve görgüsüz milleti haline gtirildin.

Kendini unuttun. Vasıflarını unuttun. Seciyeni (karakter) bilmez hale geldin. Sapla samanı karıştırıp, doğru ile yanlışı ayırdedemez duruma düşürüldün. Hafızanı kaybettirdiler.

Yeniden büyük olmak istiyorsan kendini tanımalısın. Sana hayat veren ana vasıfları bilirsen, seciye ve ahlâkını öğrenirsen, iyi ve güzel yanlarını geliştirebilir, olumsuz yanlarını törpüleyebilirsin. Ama kendini tanımazsan yok olup gidecek, koyun sürüsü haline getirileceksin.

Zararın neresinden dönersen kârdır. Sana yakıştırılmak istenen, asla senin özelliğin olmayan sıradan özellikler, senin asıl seciyen (karakter) imiş gibi sana yutturulmaya çalışılıyor. Bundan hemen kurtulmalı kendini yakından tanımalısın. Onun için de tarihine, uygarlığına, eserlerine bakmalısın. Seni asil yapan neler varsa onları yeniden öğrenmeli ve evlatlarına öğretmekle kalmayıp yaşatmalarını sağlamalısın.

Biz bir gönüllüler topluluğu olarak bir çalışma başlattık.  Bu sitede bizi biz yapan seciyemizi araştırıp milletimizin hizmetine sunmaya çalışacağız. Sen de katıl.

Yöntemimiz, sıradan özelliklerimizi anlatmak değil, davranışlarımızı yönlendiren, neredeyse genlerimize yerleşmiş ana hususiyetleri işlemek olacaktır. Seciyemizi (karakter) bu şekilde ilgililerin dikkatine sunulmak üzere ortaya koymaya çalışacağız.

Çalışmak bizden, yardım Allah’tan.

KÜÇÜK İŞLER YAPMASINI BİLMEYENLER BÜYÜK İŞLER BAŞRAMAZ! (İsmail Gaspıralı)